firari ile duygusal anlar

• 4/2/2007 - SUSKUN...

Tutsaklığımdır suskunluğumun sebebi…

Sensizliğe mahkum edilirken,

susma hakkımı kullanıyorum acılara karşı…

 

“Suskunluğuma susma !..”

 

Sükut bana mahsus !...Çığlığım içimde mahpus…

Senin dağların var ,upuzun çayırların..

Çık ve haykır acılarını bağımsız gökyüzüne..

 

“Suskunluğuma susma !...”

 

Sesimi çaldılar bu beton yığınlarında..

Ben şimdi kime yankı olayım..

Sesime kimlik isteme Sevgili !...HÜKÜMLÜDÜR…

 

Bir türlü konuşamadıklarım arkamdan ağladı hep..

oysa uzun cümleler kurardım bağıra-çağıra.

Uzun cümlelerim tel örgülerde kısaldı sevgili..

 

Şimdi soğuk bir kış çalıyor kapımı..

ARALIK kapıdan soğuk geliyor..

Kapı ARALIK tan  soğuk…

Bu aşk burada donuyor sevgili…

içim kış… dışım buz…dilim sus…

Bu aşk burada donuyor sevgili…

 

Hüzünle karışık kar yağıyor dışarıda..

Ben kardan hüzün yapıyorum bahçede..

yuvarlana-birike çığ oluyor hüznüm..

Bir Off çeksem çığ düşer üstüne ..

ÇEKMİYORUM…

 

Sensizliğin en kuzeyinde üşüyorum..

İçim kış…dışım buz…dilim sus…

Bu aşk burada donuyor sevgili…

Bu aşk burada :

DÜ-ŞÜ-YO-RUM…

 

H.KARADENİZ…

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 4/2/2007 - SUSSAM UZAR ÇIĞLIKLARIM...

Direncimin incelen yerlerinden sızan,

imlasız sözcüklerin sıra dışı bakışlarıyım…

Yazsam “BEN” keserim…Sussam uzar çığlıklarım…

İçimdeki Maltaların kuytu bölmelerinden sızıp ,

yüzümde gülümsemeye dönüşen bir tattın sen…

Boynuma  takıp atkı niyetine yar gülüşlü sözlerini,

her gece ayazları adımladığım voltalarımdın…

İki sigara arası zamanın gittikçe azalan arsızlığında,

dolana dolana tutunuyorum uçurumlarına…

Oysa ben aldırmadan duvarların karasına.

beyaz ‘a sevdalanmıştım sırf sen geleceksin diye…

şimdi siyah beyaz resim hırçınlığıyla ,

kan damlıyor,gizimdeki dipsiz kuyuya…

 

Ah yüreğim ! ne diye öykündün sanki Yusuf’a..

bak hayıra yorulmadı düşlerin…

Kimse anlamaz duvara çizdiğin resimleri,

kendini ören yosundan başka…

Soğuk yağmurlarda sensiz sığınıyorum saçaklara..

Her yanım yapış yapış…

Uzun ağrılı yürüyüşlerle geçiyorum içimin kanlı yollarını…

Tırnaklarımla kanatıyorum kırılgan tümcelerimi

sensizliğin duvarlarına…

Ve mutlak bir sesle söylüyorum:

 

“BENİM BU KANLA SULANMIŞ ,

İHANETLERLE BESLENMİŞ.

SAHTE GÜLÜŞLÜ TOPRAKLARDA MEZARIM YOK”

 

En çokta sırtıma saplanan hançerli gidişlerin

öyküsüne büründüm..

Duvar dibine sıkıştırılmış hayatımın çığlıklarına ,

müstehzi bakışlı yalan ağlamalar yordu yüreğimi..

İçeriye havasızlık sızıyor…Nefes almayı dene ömrüm …

Boğulursun ihanetin uzağında…

 

Bilirim geçmişimdendir sanıklığım..

(s)aklayamazsın suçlarımı…

Bu yüzden ne yazsam “BEN” keserim…

Bu menfur cinayeti sen işledin..

sonrada intihar süsü verdin..

Ama her cinayet bir el bulur kendine ve her ölü bir mezar…

İşte bu yüzden  mutlak bir sesle yine söylüyorum…

 

“BENİM BU YALANLARLA SULANMIŞ,

İHANETLERLE BESLENMİŞ,

SAHTE GÜLÜŞLÜ TOPRAKLARDA MEZARIM YOK…

 

YAKIN CESEDİMİ !...

 

                                                      H.KARADENİZ..

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 4/2/2007 - ÖLÜMCÜL SÖZLER BUNLAR…YAŞATAMADIM…

Bu gece göğsümden kan sızıyorum…

Fitili ateşlenmiş ,tahrip gücü yüksek bir veda havasında,yüreğimin iklimi…

Tabut çivileriyle mıhlandığım bir yolda

Sesini duyuyorum gün ve gece cakışmasının…

Yıldırımlar düşüyor alın çatıma ,sabah ezanlarıyla…

Dar bir odada,gürültüyle kapanan demir kapıların ,paslı ağırlığı çöreklenmiş üstüme…

Dağladım uysal hücrelerimi,dokunmayın bana…

Küskün bir ay dokunmuş,imlası bozuk alfabeme…

Kendi devrilmişliğime ,devrik cümleler tüketiyorum…

Cinayet süsü verilmiş intiharlar tasarlıyorum zihnimde..

Git gide ağırlaşan hükümlülüğüme,ağırlaşmış müebbetler ekliyorum.

Ateşe verilmiş barikatlar kuruyorum,tımarhaneye dönüşmüş odamın kapısına.dokunmayın bana..ölümcül bu sevda

Kirpiklerimde ağırlaşan tuzlu suların gel-git leriyle uzanıyorum taş uykulara…

Sıçrayarak uyanıyorum sensizlikte…

 

"söyle hangi durağa yaslanmaktasın.."

 

Aşk’a son ayaklanışımızda bulduğumuz o şiir,kanayarak dökülüyor şimdi dudaklarımdan…

Gönlüm bomboş bir savaş alanı ,yağmaladığım kadar yağmalanıyorum..

 

Bu gece göğsümden kan sızıyorum…

Tam şuramda,sol yanımda kaldı parmak izin…Keskin bir ışıkla gölgelendirdiğim gözlerini unutmadım…Bende kaldı işvebaz bakışların…Yeni sökülmüş bir tırnak acısı kadar sinsi bir ağrının koynundayım…

Uykusuzluk nöbetlerinin azdırdığı ,uyuyamam nöbetlerinde;

İçimdeki öfkenin yıldırımlarıyla yanıyor ormanlarca yeşil ağaçlarım…

 

“söyle hangi kapının eşiğindesin”

 

Sancılı bir sevinci yeni toplamışken daha,kapkara hüzünler yerleşti içime…

oysa hesapsızca başlamıştım içimdekileri dökmeye.

Uzaktan başlamıştım çırpmaya ellerimi…

 

“söyle hangi yolculuğun başındasın”

 

Kaç kere bağırdım arkandan…yoktun…

O günden sonra bende sustum…

Şimdi ya vazgeçip düşeceğim bakışlarından,

Ya da asacağım kendimi kirpiklerinin darağacına…

 

 

Ahh yüreğim …

Ala bir taysın daha..boş sözlere köpürüyor harflerin…

Yeter… doğ artık yeniden…vaktidir kendine rücu etmenin…

Öksür ve kekele …ve kus içinden öfkeni…

Ah deli Yüreğim;

Ölümcül sözler bunlar…yaşatamadım hiçbirini..

Çok kirlendik..kirlidir aşk…

                                                           H.KARADENİZ

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 4/2/2007 - BEN DÖVÜŞEREK YENİLDİM..YOK VERİLECEK HESABIM

Yüreğim ;aldatılmayı kabul etmenin bilmem kaçıncı seherinde…

Öfkeli hüzünler çıkıyor kilitli kapılarımın altından usulca…

Günlerdir kalbime bıçak ucu gibi dokunup kaçan

arsız kelimeler saklı adımlarımda..

Sorgu gecelerimde bağırarak uyandığımsın..

Oysa bu kapkara taşlar arasında nasılda parlıyordu gözlerin…

Sanki meydan okuyordun içimde var ettiğim onca parçalanmış geçmişime …

 

Şimdi sırtımda iyice ağırlaşan geçmişimin karanlığında,

sana dökülüyor kelimelerim..

Bir bir soyunup atıyorum üzerimden bırakıp gittiğin ne varsa…

Geri çekiliyorum..

Tek bir söz bırakmayacağım giderken..

oysa tek bir söz yeterdi değil mi sevmelere…artık ne yana yürüsem ,

hep bir adım ötemde duruyor uçurum…

 

 

Ben oyuncu değilim…direndikçe bittim…

Bahçeme vuran sarı ışık tutsaklığının uzayan gölgesinde,

düşlerimi kısaltıyorum,koşar adım yanılgılarımla…

Kaç çığlık eskittim,duvarları dumandan kaybolmuş “F” tipi odamda…

ve kaç ağlamak gömdüm  sabrımın yastıklarına…sen hiç bilmedin..

Kibrit çöpünde hep kısayı çeken yaşamlarım oldu benim..

hep vazgeçiş noktasında durdu sevgilerim…

Takvim savaşları başlattım aşkın koynunda… sen hiç bilmedin…

 

Bir hükümle sürgün edileli beri İstanbul’dan ,

hangi gerçeğin kapısını çalsam,yalana açılıdı bahçesi...

Yalanmış..

Ne sen kız kulesi gibi durabildin karşımda,

Ne ben bakabildim boğazın mavi gözleriyle sana..

 

Ama sen sağol fazla geldiğim kalabalıklarında..

Ben geceyarılarında dolaşıyorum,üstüm başım çatışma içinde…

Gecikmiş yağmurlarda ıslağım…

Ne zaman kaçıp gitsem tutsaklığımdan ,

upuzun siren sesleri geliyor ardımdan…

Süngüler ve ağır silahlar dayanıyor göğsüme..

Notası eksik tonlamaların..Bu şarkı temposuz…

coşkusuz uykulara uyuyuyorum…

 

Yinede sen sağol fazla geldiğim kalabalıklarında..

Benim özlemlerime pusu kurulmuş..kuyular kazılmış derin derin…

Bağırıyorum kuyudan…

Sussam ,kelimelerin kalbinde canavar uyanır…

Konuştuklarım az geldi…şimdi bağırıyorum…

 

BEN DÖVÜŞEREK YENİLDİM…YOK VERİLECEK HESABIM...

 

        

                                                                        H.KARADENİZ...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 4/2/2007 - SUSTUKLARIM BİTTİ...ŞİMDİ KONUŞUYORUM...

SUSTUKLARIM BİTTİ ...ŞİMDİ KONUŞUYORUM...

acıyın diye konuşmuyorum..tanıyın ve cesaretiniz varsa gelin kirli yaralarıma tuz basmaya...

 

Ben ömrümü tırnaklarımla kanattım...

Sevgiye tutunmaya çalıştığım yerlerden,düşürüldüm yalnızlığa...

Kaç neşter kırıldı boğazımda,şah damarıma ramak kalalarda...

Duyulmasın diye konuştuklarım;

Parmak uçlarımda hırsızca yürüdüm,uğultulu kalabalıklarda...

Sabah ezanlarıyla uyuttum,günaha bulanmış uykusuzluklarımı...

Her utancımı kuytusunda unuttum...boğuldum kuytumda...

 

Kulak ver/mediler ;

bahçemde nasıl fısıldar ,döne döne esen iğreti rüzgar...

Bir kez olsun benim gözümle bak/madılar şu bahtım kara duvarlara..

Dokun/un dedim,çekinme/yin neşter kesiklerime...sizden değil bu yaralar...

 

Şahit tutacaktım sizi;

Faili meçhul ,yaşam çalıntısı gecelerimin çetelesine...

Kaç kez öldürdüm kendimi göz gözü görmez sis baskını gecelerde ...kimse bilmez...

Bir bilsen/iz ,adı günah olan geceden,sabaha sarkan çirkinlik-şahı kahkahalarımın,

ayna karşısında nasıl nadim bir ağlamaya dönüştüğünü ...

 

sorgulamayın sevdamı ;

Ben sonu ölüm noktalı sevdalardan geçtim...üç noktalar koymaz bana...

Cehennem kayıkçısıyla girmişim  günaha..

Bilerek sustum...şimdi konuşuyorum..Tanı/yın beni dostlarım ..

varsa cesaretiniz öyle gelin yaralarıma tuz basmaya...

Çoktan intihar etmişim iyi niyetlerimi...

 

Şimdi yüreğim;

Mutedil ol..Dayan !..

Canını zorlayan acıların tezgahından,damıtmışsın sevgini...

Ah o öfke istilası yokmu ! kırdırır tüm ca(n)mları bana

Yüreğime bir yumruk gibi inen öfkemi,Gün boyu voltalarda yürüyen ayak izlerim törpüler... sabret...

 

Hadi yüreğim

Dayan ve mutedil ol...geceyi uzatanlara inat,

Taze bir sabah var kapıları açık...

 

                                              H.KARADENİZ...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

en masum duyguların yeri

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Kategoriler

Arkadaşlar

cemscem
Hasan Karadeniz
dilsizmutercim
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:6
| Sonraki Sayfa

[- Sayfayı yazdır - ]